Yayınevinin notu

 

 

 

1936 Moskova Duruşmaları, SSCB’de iktidarı uzun süre önce gasp etmiş olan Stalinist bürokrat kliğin artık “Troçkizm” olarak tanımlanan Marksist düşünceye ve Bolşevikler’e yönelik başlıca komplolarından biriydi. Zinovyev ile Kamenev’e ve arkadaşlarına karşı açılan ve L. D. Troçki’nin -gıyabında- başlıca sanık olduğu bu dava, tam bir sahtekarlık örneğiydi.

1936 Moskova Duruşmaları’nda, hem Stalin’in hem de Zinovyev ile Kamenev’in -ve diğerlerinin- kişilik özellikleri elbette önemli bir rol oynamıştı. Ancak bu duruşmanın ardında yatan asıl etmen, uluslararası düzeydeki sınıf mücadeleleri ve Sovyet işçi sınıfının konumuydu.

İşçi hareketinin 1923’ten itibaren Almanya’da, Bulgaristan’da, Britanya’da ve Çin’de ardı ardına yaşadığı yenilgilerin sorumlusu olan Stalinist bürokrasi, bu komployu geliştirmeden önce, onbinlerce komünisti partiden çıkarmış, öldürmüş, hapsetmiş ya da toplama kamplarına göndermiş; “sosyal faşizm”, “tek ülkede sosyalizm”, “sosyalizme geçildi” vb. gerici teoriler eşliğinde, -Almanya’da Hitler’i iktidara taşımak da dahil- bir dizi ihanete imza atmıştı. O, 1936 Moskova yargılamasına gelindiğinde, komünist partilerin en gerici unsurlarıyla işbirliği içinde ve GPU terörünü kullanarak, Lenin ile Troçki’nin önderliğinde sosyalist devrimin dünya partisi olarak kurulan Komintern’i de tümüyle ele geçirmişti.

*

Stalinist hizip, daha SSCB’de iktidara adımını attığı 1924’ten başlayarak, yüzünü, başta varlıklı köylüler olmak üzere, mülk sahibi sınıflarla ittifaka çevirmişti. Bu yöneliş, zengin köylülüğün ve kent burjuvazisinin hızla palazlanmasına yol açtı. Ekonomik açıdan palazlanma, elbette siyasi alana yansıyacaktı. SBKP’nin programı, her sovyet üyesinin devlet yönetiminde zorunlu olarak bir göreve getirilmesinden; devlet görevlilerinin tüm ayrıcalıklardan arındırılmasından ve onların sürekli rotasyonundan; devlet yönetiminin proleterleştirilmesinden ve basitleştirilmesinden söz ediyordu. Stalinist bürokrasinin bu Bolşevik önlemlere yanıtı, 1925 yılında yayınladığı bir tamimle, kentlerdeki ve kırlardaki mülk sahiplerine sovyet seçimlerinde oy kullanma hakkı tanımak oldu. Bu tamim, kırsal alandaki sovyetler içinde, orta köylülüğün ağırlığının emekçiler aleyhine artmasına yol açacaktı. Kentlerdeki sovyetlerin etkinliği ise, muhalefetin terör yoluyla ezilmesi ve sovyet yöneticilerinin tümüyle Stalinist bürokratik aygıta tabi kılınması yoluyla, hızla iktidar organları olmaktan çıkıyor ve göstermelik kurumlara dönüşüyordu.

Partiye gelince... SBKP, daha Lenin’in hastalığı döneminden başlayarak iktidarı elinde tutan Stalin-Zinovyev-Kamenev üçlüsünün “Troçkizm”e karşı başlattığı mücadeleyle birlikte, bürokrasinin denetimine girmişti. 1926’daki üye kayıtlarının yenilenmesi sürecinde, hemen tamamı sanayi işçisi olan 80 bin üye partiden çıkartılmış; 1925’ teki XIV. parti kongresi sonrasındaki iki yıl içinde, çoğu orta tabakalardan 100 bin köylü partiye üye yapılmıştı. Resmi rakamlara göre, daha 1927 yılında, partinin ilçe komitelerinin yüzde 29,5’i köylü kökenlilerden, yüzde 24,4’ü büro çalışanlarından oluşuyordu. Bu komitelerin üyelerinin yüzde 81,6’sı da devlet memuruydu. İşçilerin bölge komitelerindeki temsil oranı yüzde 13,2 iken, ilçe komitelerindeki oranı yüzde 9,8 ile 16,1 arasında değişiyordu. Özetle, Stalinist klik, partiyi yalnızca ideolojik ve siyasi olarak değil; üyelerin sınıfsal yapısı açısından da dönüştürüyordu.

*

1920’lerin sonunda yaşanan derin ekonomik kriz ve kimi bölgelerde iç savaşı andıran kitlesel direnişler, partide ve sovyetlerde Sol Muhalefet’i artık tümüyle ezmiş olan Stalinist bürokrasiyi “sol” politikalar uygulamaya; zengin köylülüğe karşı önlemler almaya zorladı. Yoğun devlet terörünün eşlik ettiği ve tam bir yıkıma yol açan zorla kollektifleştirmenin ardından, 1934 yılı Ocak ayında toplanan 17. Parti Kongresi, tarımın tümüyle kollektifleştirilmesini kutlarken, aynı zamanda, “Leninizm karşıtı grupların bütün kalıntılarının tasfiye edilmiş” olduğunu ilan ediyor ve Stalin’i göklere çıkartıyordu.

Bu “sol” yöneliş, kesinlikle, başını Troçki’nin çektiği Bolşevik - Leninistler’e yönelik saldırılarda hafifleme anlamına gelmedi. Stalinist bürokrasi, iktidarını korumak için, “sürekli olarak ... eski ve yeni muhalefetlerin “kalıntı”larını “tümüyle” imha etmek; sürekli şiddet yöntemlerine başvurmak ve giderek daha fazla zehir katılmış tertipleri dolaşıma sokmak zorunda”ydı.

*

Kirov’un 1934 yılı sonunda, GPU’nun örgütlediği bir komplonun parçası olarak, terörist Nikolayev tarafından öldürülmesi, Stalinist kliğe, Troçki’ye ve Troçkistlere yönelik yeni bir saldırı başlatma fırsatı sundu. Stalinist bürokrasi hem uluslararası hem de SSCB’deki konumunu sağlamlaştırmak için bu saldırıdan yararlanmaya çalışacaktı. Çünkü onun, Sedov’un bu kitapta vurguladığı gibi, dünya burjuvazisine rüştünü ispatlaması; işçi sınıfıyla, dünya devrimiyle ve sosyalizmle hiçbir ilişkisinin olmadığını göstermesi gerekiyordu. Cinayetin hemen ardından gelen ilk saldırı dalgasında, yalnızca 1935 yılı içinde, 10 bini Moskova’da, 7 bini ise Leningrad’da olmak üzere, onbinlerce komünist partiden atıldı, hapsedildi ya da aileleriyle birlikte sürgüne gönderildi. Stalinist bürokrasi, Çarlık rejimine karşı mücadele etmiş ve Ekim Devrimi’ni gerçekleştirmiş olan komünistlerin örgütü “Yaşlı Bolşevikler Birliği”ni bile dağıttı.

1938 yılına gelindiğinde, 1917 Ekim Devrimi’ni gerçekleştiren merkez komiteden geride yalnızca Stalin ile Kolontay kalacak; “Zafer Kongresi”nin 1.966 delegesinden 1.108’i ortadan “kaybolacak”tı. Stalinist terörden Kızıl Ordu da nasibini aldı: Beş mareşal, sekiz amiral (yani amirallerin hepsi), 80 kişilik Yüksek Askeri Konsey’den 75’i, 11 savaş komiseri yardımcısının tamamı, generallerin üçte ikisi ve alay komutanlarının yarısı; yani Kızıl Ordu’nun en seçkin kadrolarının yarıya yakını öldürüldü, görevden alındı ya da sürgüne gönderildi. Stalin, bu süreçte, 1.600.000 dolayında komünistin öldürülmesine önderlik etti ki bu, tarihteki en büyük komünist katliamıdır.

*

Zinovyev’e, Kamenev’e ve diğerlerine karşı açılan ve 19 - 24 Ağustos 1936 tarihleri arasında gerçekleşen davada, Troçki baş sanık ilan edildi ve “Gestapo’yla bağlantılı olmak” da dahil en iğrenç Stalinist iftiralara maruz kaldı. Stalin’le bir kez daha uzlaşan Zinovyev ve Kamenev, onun talepleri doğrultusunda verdikleri ifadelerle, Marksistlere karşı kurulan bu yeni komploda başrolü oynadılar. Ama bu, onların Sovyet bürokrasisine son hizmetleri olacak; Stalin, onları bir kez daha aldatacak ve duruşma salonundan alıp idam mangasının karşısına çıkartacaktı.

Onların infazı SSCB?içinde -sanıldığı gibi- sessizlikle karşılanmadı. Bizzat Zinovyev ile Kamenev’in katkılarıyla, Stalinist GPU tarafından yıllar önce Vorkuta’daki çalışma kampına kapatılmış olan Sol Muhalefet yandaşları, Ekim 1936’da, Moskova Duruşmaları’nın haberini aldıklarında, son güçleriyle ayağa dikildiler. Socrates Gevorkiyan, Vorkuta’daki binlerce komünist tutukluya hitaben şunları söylüyordu: “Devrime ihanet eden Stalinist hainlerin öldürdüğü bu yoldaşları şehitler olarak anıyoruz.... Stalinist hainlerle ve devrimin cellatlarıyla uzlaşmamız mümkün değildir. Proleter devrimciler olarak ... bizi bekleyen yazgıya ilişkin hiç bir yanılsama yaşamamalıyız. Ama Stalin, bizi ortadan kaldırmadan önce olabildiğince aşağılayabilir... Açlık grevine gitmekten başka yolumuz yok.” Tutuklular, yoğun baskıya rağmen, talepleri kabul edilene kadar, 132 gün boyunca açlık grevi yaptı. Toplama kamplarındaki Troçkistler’in Stalinist diktatörlüğe karşı her koşul altında mücadele etmedeki kararlılığını kanıtlayan bu direnişi, efsanevi bir etki yarattı. Ama bu, Vorkuta’daki komünistlerin Stalinist diktatörlüğe son isyanları olacaktı. Mart 1938’de, Vorkuta’daki bütün Sol Muhalefet üyeleri küçük gruplar halinde kamyonlara bindirildiler ve götürüldükleri tundrada ardı ardına kurşuna dizildiler. Bu “temizlik” günlerce sürdü.

*

Stalinist bürokrasi Bolşevik-Leninistler’e karşı 1936 Moskova Duruşmaları’ndaki komployu düzenlediği sırada, Troçki Norveç’te gözaltında tutuluyor; Komintern’in partileri ise dünyanın dört bir yanındaki Troçkistlere karşı yoğun bir kampanya sürdürüyordu. Lev Sedov da, 1936 Moskova Duruşmaları üzerine bu broşürü yazdıktan 16 ay sonra, Şubat 1938’de Stalinist katiller tarafından, öldürülecekti. Ancak ne SSCB’deki terör ne de GPU’nun Sedov’u ve çok sayıda önde gelen Marksist’i öldürmesi, Stalin’in işçi sınıfını Marksist önderlikten yoksun bırakma planını başarıya ulaştırabildi. Troçki önderliğindeki Marksistler, faşizm ile Stalinizm’in eşzamanlı terörü altında ve bir dünya savaşının öngününde; yani, işçi sınıfının ona en fazla gereksinim duyduğu bir dönemde, Sosyalist Devrimin Dünya Partisi’ni (IV. Enternasyonal) kurdular.

Stalin önderliğinde gerçekleştirilen bürokratik karşı devrim sürecinde önemli bir aşamayı ifade eden 1936 Moskova Duruşmaları’na ilişkin bu kitapla birlikte, siyasi tarih alanında, boyutu küçük ama içeriği son derece önemli bir yapıtı Türkçe’ye kazandırdığımızı düşünüyoruz.

Prinkipo Yayıncılık



Toplu istekleriniz için:

Prinkipo Yayıncılık
Tel: 0216 - 418 63 61
e-posta: iletisim@prinkipoyayincilik.com

   
   
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
     
 

Prinkipo Yayıncılık

 
 

Ocak 2009